Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri araştırmamızda bir yılı daha geride bıraktık. 2017 yılı 4. çeyrek sonuçlarına göre, 2. ve 3. çeyreklerde yukarı yönlü harekete geçen kentsel nüfusta tasarruf sahipliği oranının, son çeyrekte düşüşe geçtiğini görüyoruz. 13,6 olarak gerçekleşen bu oran, üçüncü çeyrekteki yüzde 15,4’lük oranın gerisinde olsa da tasarruf sahipliği 2017’nin diğer çeyreklerine yakın bir seviyede ve yüzde 13,2 olan uzun dönemli ortalamanın üzerinde kaldı.

2017 4. çeyreğinde kentsel nüfusta tasarruf sahipliği oranının bir önceki çeyreğe göre 1,8 puan gerileyerek yüzde 13,6 seviyesine indiğini görüyoruz. Oysa 2017 yılı üçüncü çeyreğinde kentsel nüfusta tasarruf sahipliği oranı yıl içindeki en yüksek seviyeye ulaşarak yüzde 15,4 olmuştu. 2017’nin geneline baktığımızda ise tasarruf sahipliğinin yıl boyunca bir önceki yıla göre gerileme eğiliminde olduğu sonucuna varıyoruz.

Yapılan çalışmalar enflasyon, gelir düzeyi, ticaret hadleri, reel faiz oranları, krediler, genç bağımlılık oranı, kentleşme oranı gibi değişkenlerle ekonomik kriz ve siyasi belirsizlik gibi gelişmelerin tasarrufları arttırdığını; finansal derinlik, gelir artışı, cari açık, yaşlı bağımlılık oranı ve yaşam beklentileri gibi faktörlerin ise tasarruf oranını aşağı çektiğini işaret ediyor.
Bankaların yeni açılan TL mevduatlara uyguladıkları faizin beklenen reel getirisiyle arasındaki kuvvetli bir ilişki olduğu kanısı ise dikkat çekiyor. Fonlama maliyetindeki artış yanında, TL kredilerin hızla büyümesinin neden olduğu TL kaynak ihtiyacı sonucu, 2017’de mevduatlara uygulanan ortalama faiz oranları yüksek seyretse de reele dönüştürülmüş rakamın (2017’de önceki çeyreklerden farklı olarak) son çeyrekte bir miktar gerilediği gözlendi.

Yılın 4. çeyreğinde yüksek seyrini koruyan gıda enflasyonu, TL’nin değer kaybının neden olduğu fiyat baskıları ve güçlü iç talep gibi faktörler enflasyondaki yükseliş trendini desteklerken, çekirdek enflasyon serinin başladığı 2003’ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. Dolayısıyla, nominal faizlerdeki artışın enflasyondaki artışın gerisinde kalmasının bir sonucu olarak tasarruf etme eğiliminin bir miktar gerilediği, ayrıca tasarrufu düşürücü diğer etmenlerin de (hızlanan cari açık vb.) bu gelişmede etkili olduğunu söyleyebiliriz.

ING Bank olarak Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nı 2011 yılı Ekim ayından bu yana düzenli olarak sürdürerek, ülkemizde insanların tasarruf alışkanlıklarını anlamaya katkıda bulunacak istatistiki bir veri tabanı oluşturmuş bulunuyoruz. 2017 dördüncü çeyrek TEA sonuçları, bize “gelecek kaygısının bugüne yöneldiğini” gösteriyor. “Geleceğe yatırım” amacıyla tasarruf edenlerin oranı 2017’nin 4. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 9 puan geriledi ve yüzde 38 oldu. “Beklenmedik durumlara karşı güvence olması için” gerekçesi ise bir önceki çeyrek döneme göre anlamlı derecede artarak yüzde 17’den yüzde 24’e yükseldi.

Diğer bir çarpıcı sonuç da tasarruf yapamayan ve gelecek üç ay içerisinde bunu planlayanların oranının da yükselmesi. Bu oran yüzde 24,9’a ulaştı. Bu veri bize, tasarruf sahipliği oranı gerilese de önümüzdeki dönem ağırlıklı olarak tasarruf etmek için uygun zamanı önceleyenlerin tasarruf yapmaya başlamalarıyla yeniden artabileceğini gösteriyor. “Bireysel Emeklilik Fonları” yüzde 34 ile en çok tercih edilen tasarruf aracı olmaya devam ediyor. Geçen dönemden bu döneme en çok artış gösteren yatırım aracının ise 7 puan artışla oranı yüzde 23 seviyesine yükselen “nakit ve yastık altı altın”ın olması dikkat çekiyor.

Araştırmamızın daha detaylı incelemesinin ve ekonomist yorumlarının yer aldığı 2017 yılı 4. çeyrek sonuçlarına raporlar sayfamızdan da ulaşabilirsiniz.

Pınar Abay
ING Bank Genel Müdürü